
SON SIR DA DÜŞTÜ
Kırılsın son nefes çıkmadan bir çengel gibi boğazımdan
Kurusun ve takılsın mermer soğukluğunda
Meçhul inleyişlerle tazelensin sabrımız
Bugün de sabahı görmek nasip olur mu bilmem lakin
Ağır aksak da olsa bitmeye yüz tutsun yaşadığımız
Her an yeniden başlayan bir perişanlık bu
Ne kadar sürer bilinmez bu ulvi temaşa
Galip gelmesin felek tufan temizlemesin. Şafakta
Biraz da olsa kalsın güneş, kararmasın mezarımız
Kaburgamızda bir ölüm canlanmasın. Yaşamalıyız.
Son fasıl dedik ağladık, arklardan gelip geçti tuzlu sel
Vefasızı hayal ettik, yine hüsran ezdi bizi
Varoş doğmuş bir aşkın çıkmaz sokaklarında yapayalnız
Rutubetlenmiş duvarlar gibi dökülüyordu gözlerimiz
Eşip saklamadık da kıtmir gibi bir yerlere huzuru
Zannederdik ki bedel ödemeden de üstümüzedir rahmet
Hangi ağır ıstırapla pişman olsak da fayda etmez şimdi
Çıldırtmayan kışı ne edelim, dizimize vurmayan yağmuru ki vursun
Ve anılsın ismimizden göveren zaman yangınları
Bulutlu bir kışın sağanak akşamında sırrımıza sarılalım
Gözlerimizi kanatsak da beş vakit çıkmaz kirleri
Cesaret de bulamadık gitmeye dair, nice fırsat küflendi
Kaç ağıt yuttu, hala işleyen bulanık bir girdap bu
Kanlı bir sükûn yani ansızın ısırır dilimi
Ve cereyana tutulmuş bir korku gibi titriyorum şimdi
şehrengiz dergisi sayı:3
Ahmed Hamza ŞAHİNBEY
|