بسم الله الرحمن الرحيم

~ Bismillâh her hayrın başıdır ~

Ana Sayfa Profil Arşiv RSS

Menü

Bağlantılar

bizim-yeni-mahalle.blogspot.com
yazarlariz.com
nakkasiye.com

Kategoriler

KERTENKELE DERGİSİ 17. SAYISI ÜZERİNE BİRKAÇ SÖZ

Kategori: Dergilik

KERTENKELE DERGİSİ SAYI:17

"Ve ben ordumla eve dönerken ancak birkaç kişi kaldım" dediği vakit Ezra CENKER, derginin havasına da hemen hemen girmiş oluyoruz. Henüz 10. sayfada "Dinleyin yazgınızın şarkısını" diyen şaireye Kertenkele'nin muhtevası içre eşlik ediyoruz.

Öncelikle dergide son sözü söyleyen kişinin -yanılmıyorsam elbet- önsöz mahiyetinde ilk kelamı yazması ve bu etkinlikle yazması güzel. Buradan alıntı yapmak istemiyorum ki bunun ile yetinmeyelim merakınızı dergiye celbedelim.

Evet, dergiye Antere Bin ŞEDDAT'ın Kemal YÜKSEL tarafından Kertenkele için tercüme ettiği "Yazıklar olsun zamana" adlı şiiriyle giriş yapıyoruz. "Utanç içinde yaşatma beni Ya Rab / Ölümüm de olmasın ağlaşan kadınlar arasında" duasının gölgesinde güzel bir şiir. Zannediyorum bize yalnızca "âmin" demek düşüyor.

İkinci şiirimiz Ezra CENKER imzalı "İyilik Olsun Diye" isimli 16 sayfalık uzunca bir şiir. Dergiyi takip edenlerin fark etmemesi imkânsız bir isim CENKER. Bu uzun şiirle bize Yediiklim Dergisi'nden Zafer ACAR'ı hatırlatıyor. Yeni bir ses doğuyor yanılmıyorsak. Cenker'in şiiri kusursuz değil fakat etkili. Şöyle de diyebiliriz "Ve sen geleceğin ruhuna şık bir ezgi olmalısın". Bu şiirde Homeros'un "İlyada ve Odessa'sından" bir kesit sunuluyor hissine kapılmanız da olasıdır. "Ve sonra boşluk / Hızla dolduruyor beni" diyen şiir işçisine daimiyet diliyoruz.

Dergide imzası bulunan diğer şairler: İshak KOÇ, Orhan TEPEBAŞ, İrfan YILDIZ, Onur BAYRAK, Muammer YAVAŞ.

Kertenkele'nin öyküye şiir ve düşünce kadar ehemmiyet vermediğini üzülerek söylemeliyiz. Zira Osman KOCA'nın Nur-Topçuk isimli yaşanmışlık hissi veren öyküsünden başka bir öykü değmiyor gözlerimize. Sözüm ona delikanlı şivesiyle yazılan sıcak bir öykü bu."O afili, küt saçlı, zerrin katlı bayan" ne içindir ki gider gelir. Hala merakımızı gıcıklamaktadır.

Selçuk KÜPÇÜK ise 14 sayfalık yetkin bir mesaj çekmiş "Ergenekon" bağlamında. Hani falsolu da vurmuş, sert vurmuş. Birçok soru işaretini ters çevirip cevaplayacak bir yazı. Okunması gereklidir. Bakalım daha ne kadar ses getirecek. Zira KÜPÇÜK zihnimizde duyarlı bir yazar olarak yer etme girişiminde.

Serdar AKDAĞ, Sadık Hidayet'i ele almış. Tahir KARAÇ ise Abdulkerim Suruş üzerine bir derkenar ile dergide iki önemli soruyu hatırlatıyor. "Kim savaşımı başlatabilir?" ve "Kim savaşımı sürdürebilir?". Suruş üzerinden kavram jimnastiği yapabileceğiniz bir yazı.

C. Ali AHMET tahlil ve eleştirileri ise iyi gidiyor. Bülent Keçeli, İbrahim Tenekeci, Yavuz Altınışık ve Hayriye Ünal'ı kitapları üzerinden ele alıyor. Bu eleştiri, tahlil yazılarının yetkinliğini savunduğumuz gibi katılmadığımız yerlerin her daim olduğunu söylemek zorundayız. Son olarak şu an için Şiir İşleri bölümünün de Kertenkele'nin farklılığı olduğunu belirtelim. İcabi Akçaoğlu, Seyhan Erözçelik, Baki Ayhan T. , ve Emel İrtem'i de birer şiirlerinden yola çıkarak ele almış eleştirmen.

Bu denli üretken, hatırlatıcı ve dahi sarsıcı olmak Kertenkele'nin duruşuna yakışıyor. Daim olsunlar...

İletişim: kertenkeleedebiyatdergisi@gmail.com

Ahmed Hamza ŞAHİNBEY

29/11/2009
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

DEĞİRMEN DERGİSİ 18. SAYISI ÜZERİNE BİR KAÇ SÖZ

Kategori: Dergilik
Değirmen Dergisi 18. Sayısı

"Gören kördür" diyerek has bir giriş yapmış Değirmen Dergisi. Ezberden ve yahut doğaçlama oynadığımız bu hayat oyununu anlama girişiminde bulunulmuş bir nevi. "Hasbıhal'de" birçok söz etmişler ve oynarken dahi "mebzul miktarda ciddiyet" diyerek, sahada olmanın da güzelliğiyle sayfaları adımlıyoruz.

Beş-Altı sayıdır bu güzide derginin müdavimi olma şansına sahibiz. Şekil itibariyle boyutları değişen dergi yine dolu dolu. 179 sayfalık birikimi ile ilk elimize aldığımız vakit de bu dosyanın içeriğini iştahla okumuştuk. Önceki sayılarda olduğu gibi ele aldığı konuyu enine boyuna işleyen Değirmen "oyun" dosyasıyla neler sunacak, sunabilir diye düşünmüştük açıkçası. Bu gidiş üzre yazıcı kadronun "çoğu konuda" dosya veya dosyalar hazırlayabileceğini düşünüyoruz. Zira "oyun" dosyası da dolu dolu. Bu sayının ardınca çıkacak olan 19'da 100 yılın önemli kitaplarıyla alakalı dosya da önemli sözler içerecektir. Beklemekteyiz.

Fazla kelam etmekten sakınarak söz ile girelim kapak arasına...

Mehmet Doğan'ın şiiriyle ilk sayfadan hoş bir ses alıyoruz ardımıza. Doğan'ın "Boşiir"i çağrışımlarla kurulan bir şiir. İzlediğim kadarıyla Doğan'ın arayış içerisinde bir şair olduğunu düşünüyorum. Tabi bu öznel kanaatimdir. Sevdiğimiz ve yahut sevmediğimiz yanları olacaktır lakin "burası geniş bir açılımın yeri değil" diyerek kesiyoruz.

Ali Öztürk'ü ise neredeyse İmajoloji ile özdeşleştirdik. Bu sayıda da "İmajoloji ve İnsan Hakları" başlıklı yazısıyla düşünceye yol çizmekte. Hak ve özgürlüklere batı, ideoloji ve modernizm bağlamında bir çerçeve -daha çok yol demeliyiz- çizen Öztürk son söz niyetine "Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabip / Kılma derman kim helakim zehri dermanındadır" vecizi "Batsın bu dünya" olarak tercüme edilir ki bu çok kötü bir tercümedir" diyerek dikkatimizi celbetmiştir.

Rüstem Budak "Konferans Kültürümüz Üzerine" isimli yazısında 60'lardan günümüze aslında dinleme kültürümüzün değişimi üzerine nelerin değiştiğini de "Konferans nedir? Amacı nedir?" sorularının yanına yerleştirmiştir. Şu tespite dergiyle hemhal olamayan okurların da ulaşması gerektiğini düşündüğümüzden alalım: "Konferans sürerken tam ortasında yavaş yavaş salondan boşalmalar olur. Aslında bu çok büyük bir saygısızlıktır." Evet, buna katılıyoruz. Tabi şunu da söyleyelim. Dinleyici bir nevi düşünce müşterisidir. "Müşteri her zaman haklı değildir" fakat haklı olduğu da olur değil mi?

Oyun dosyasında yer alan isimler; Dr. Hacı Mustafa AÇIKÖZ, Mehmet DOĞAN, Yusuf YAVUZYILMAZ, Abdurrahim TUFANTOZ, Murat DEMİRCİ, Ahmet SAKARTEPE, Ömer KEMİKSİZ, Rıdvan ŞİMŞEK, Sabahattin KARAKOÇ, Menderes DAŞKIRAN, Fahri TUNA, Said COŞAR.

Oyun dosyasının ne denli geniş seslenebileceğini görüyoruz Değirmen ile. Neler neler yok ki. Bir oyun kelimesi nelere kadirmiş meğer. Her dosya konusu aklımızda bir kavramın daha sağlamca yer etmesini sağlıyor.

Diğer başlıklar ve isimler şöyle: Zekeriya MENAK "Sosyoloji Pozitivizm İlişkisi ve Türkiyer'de Pozitivizm". Selim GÜNDÜZALP "Ümidin, İnancın ve Ölümün Şairi Ziya Osman SABA" ve dergideki tek hikaye ile "Kırlangıç Yuvası" Murat TAŞ. Karikatürleri ile Osman SUROĞLU ve Said COŞAR. Recep AYDIN "Kayserili Davud ve Kamil İnsan Anlayışı" yazısı ile. "Anadolu Güncesi" ile Asiye YÜCEL. "Umuda Uzanan Dallar" ile Ayşen SARI yer almakta. Ve son olarak yine Mehmet Doğan'ın "Hüseyin Akın" ve şiiri üzerine kaleme aldığı inceleme yer almakta.

Dergide yer alan şiirleri şu şekil vermekte bir mahzur görmedik.

ŞİİR

Boşiir- Mehmet DOĞAN
Umut r11; Rasim DEMİRTAŞ
Mavi Küre-Ayhan ASLAN
Harabat Risalesi- Niyazi KARABULUT
Şakacı Demokritos- Özer BURGAZ
Son Arzu- Irmak BARAN
Şifa- Salih KAYMAZ
Kalk Gidelim- Abdulkadir AKDEMİR
Kabir Kadar Uzaktan- Fedai GÜNAYDIN
Tek Başıma- Damla TURHAN
Seneler- Ekrem KAFTAN
Erik Ağacı- Serpil TUNCER
Ne Yazsam Neye Şaşsam- İdris ÇAKMAK
Başlıksız- Sevinç ATLAER
Ağulu Dudaklar- Arzu KÖK
Bir Seher Vakti- Ali Rıza MALKOÇ


İletişimdegirmendergi@gmail.com

Ahmed Hamza ŞAHİNBEY

29/11/2009
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

SON SIR DA DÜŞTÜ

Kategori: Bizden Haberler

 

SON SIR DA DÜŞTÜ

 

 

Kırılsın son nefes çıkmadan bir çengel gibi boğazımdan

Kurusun ve takılsın mermer soğukluğunda

Meçhul inleyişlerle tazelensin sabrımız

Bugün de sabahı görmek nasip olur mu bilmem lakin

Ağır aksak da olsa bitmeye yüz tutsun yaşadığımız

 

Her an yeniden başlayan bir perişanlık bu

Ne kadar sürer bilinmez bu ulvi temaşa

Galip gelmesin felek tufan temizlemesin. Şafakta

Biraz da olsa kalsın güneş, kararmasın mezarımız

Kaburgamızda bir ölüm canlanmasın. Yaşamalıyız.

 

Son fasıl dedik ağladık, arklardan gelip geçti tuzlu sel

Vefasızı hayal ettik, yine hüsran ezdi bizi

Varoş doğmuş bir aşkın çıkmaz sokaklarında yapayalnız

Rutubetlenmiş duvarlar gibi dökülüyordu gözlerimiz

Eşip saklamadık da kıtmir gibi bir yerlere huzuru

 

Zannederdik ki bedel ödemeden de üstümüzedir rahmet

Hangi ağır ıstırapla pişman olsak da fayda etmez şimdi

Çıldırtmayan kışı ne edelim, dizimize vurmayan yağmuru ki vursun

Ve anılsın ismimizden göveren zaman yangınları

Bulutlu bir kışın sağanak akşamında sırrımıza sarılalım

 

Gözlerimizi kanatsak da beş vakit çıkmaz kirleri

Cesaret de bulamadık gitmeye dair, nice fırsat küflendi

Kaç ağıt yuttu, hala işleyen bulanık bir girdap bu

Kanlı bir sükûn yani ansızın ısırır dilimi

Ve cereyana tutulmuş bir korku gibi titriyorum şimdi

 

 şehrengiz dergisi sayı:3

Ahmed Hamza ŞAHİNBEY


20/11/2009
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
Sayfa Toplam:9
| 1 | Sonraki Sayfa

Hakkımda

şiir yeniden...

Arkadaşlar

suskunadam
yurekyanginlari
mehmet toprak
mai siyah
vaktivisal
kun
Blogcu Yardım
nakkasiye
ERTUĞRUL DEMİR
yarenlice
filbahar
A.KADİR AKDEMİR
kaleminsahibine
esrariask
ibrahimozsoy