
BİZİM MAHALLE
Edebiyat Sokağı NO:1
MAHALLE BASKISI
çok “ÖN” ceden “SÖZ” verdik
Söyle Almuslu
Şu yeryüzünde kaybolmuşluğumuza dair
Alnımıza karalananları söyle
Yaşadığımız memleketlerde yoksul ekmekler tüketilir ve masum bedenlerimizde fukara giysiler teşhir edilirdi. Emreden fakat emir dinlemeyen asi erkeklerin volta attığı caddelere açılırdı pencerelerimiz. Uzun namlulu sigaralarıyla selamını tıfıllardan dahi esirgemeyen geniş yürekli bu insanların ne menem belalara gark oldukları sebepli sebepsiz gülmeyen çehrelerine yansıyan en azılı özellikleriydi.
Cahillik pusuya yatmıştı
Uyandıramıyorduk ki uyanmasındı
Bize de söylendiği üzre şeref için yaşayan bu haki topluluk vakti zamanında bir nur-i kalbe inen ilahi ilhamlardan gayrı kuralı da yeni lisan ile söylemek icap ederse yalnızca tınlamaktaydı. İstisnalar haricinde fazla da günahkâr sayılmayan bu muhteremler Cehennemde yıkanmanın faydalarını da ziyadesiyle bilmekteydi.
Sırtında gezindiğin bu yollar
Gözlerini ışıklandıran güneş
Sana neyi vermedi ki
Ellerini çektin bizden
Ve yahut
Okuma yazma bilmeyen Almuslu
Neyin destanını yazmak üzere
Astı kendini
Kırmamak için yine de kimseyi her söylediklerinden işkillenir, yanlış sözleri ise öksürüğe boğardılar. Bir gün içlerinden birkaçı büyük sözler söylemeliyiz diyerek fethetmek için bütünlüğü yeni bir mahalle kurdular. Farklı olsundu her şey ve doğru alabildiğine.
Saçlarımız hep aynı dökülürdü ey insanlar
Sert bir gölgeye çarpar sendelerdik
Aldandığımız kadınlar her köşe başında
Et dilenirdi
Nerden bilebilirdik
Nerden!
Sis yüklü kamyonlar o vakit geçerdi buralardan. Evleri korkutan esrarengiz yalan sinerken şehre, karanlık adamların seslerini bastırmak için daha fazla ve daha gür okurduk şiirleri. Alçak tavanlı, buğulu evlerde filizlenirdi son umudumuz…
Ve büyükçe bir çocuk
Yatağına yastıklardan bir gölge bırakıp
En dalgalı yerinden
Haykırırdı tövbelerini
Kentin en tenha sokağında
Halkına şiirler yazardı
Kim Bu Ahali
Ahmed Hamza ŞAHİNBEY
Buket KÖYTEPE
Sevda KARAKAYA
Beraat EĞMECİ
Seher ORTAÖNER
Behlül Kamil KARAHAN
Hale FİLİBELİ
Büşra Yeleğen
Bilal Atış
Ahmet Erdoğan
Abdulkadir AKDEMİR
(Paramız yetmedi kısa kestik isimleri. Ne güzel yazılar vardı oysa. Sayfa sayısı ihtar çekti bize. İlk baskı az oldu. Renkli oldu. İkinci baskı beyaz üzerine siyah olacak yine birinci sayı için. İki diyebilirsek ne mutlu bize)
Bizden Kısa Bir Kesit
Efendim, bizi sürçen dilimizle değil dualarımızla hatırlayın ve diyelim ki bir uçak yüksekten gazze semalarına bıraktığı ölüm ertesinde kalbimize şu sözler düşsün:
-hüzün
şarapnel parçalarıyla yeni evler kuracaklar, olacak gibi değil
ve çaylarını karıştıracaklar acıyla, bize biraz kin gerekli
zev/kin geçici olduğunu zalim sa/kin/leşince anlayacak, iş işten geçecek
ses verince gazeli çocuk, ağlayacak ebabiller daha büyük taşlar için Tanrı’ya
abdulkadir akdemir / değirmen dergisi
veya dua ederek nereye kadar deyip yanılacakken, dilimizden yalnızca şu sözler çıksın elde olmadan:
-hüsran
bu yorgun seher bizi ne kadar sürüklesin
gülümsemek isteyen daha çok mu beklesin
ahmed hamza şahinbey
hiç olmadık yerde ağıtlar yakılırken yenilgimize, bizlerin duymadığı ve çokça görmezden gelinen bu hazan tüm soğukluğuyla yüzümüze şavkıyor. belki biraz da bilmemenin şaşkınlığıyla söyleniyoruz:
-ve tahta kapı aralanır
ya Rab gaflet ağır oldu, umuttu
uyuduk, yazık ki uyandık. Bir sonu
muştu gibi bekleyerek her akşam
umuttu, uyuduk yazık ki her sabah
uyandık yaşamaya ölümü
behlül kamil karahan
Güneş batmadan doğmaz…
Bizim Mahalle
Adres: google’ a sırtınızı verin ve sağ şeritten yürümeye devam edin
www.bizim-yeni-mahalle.blogspot.com
İletişim: edebiyatdeposu(at)hotmail.com
Kardes ne diyon sen gari diyenler için
a.h.sahinbey(at)hotmail.com
Ahmed Hamza ŞAHİNBEY
|