بسم الله الرحمن الرحيم

~ Bismillâh her hayrın başıdır ~

Ana Sayfa Profil Arşiv RSS

Menü

Bağlantılar

bizim-yeni-mahalle.blogspot.com
yazarlariz.com
nakkasiye.com

Kategoriler

SON SIR DA DÜŞTÜ

Kategori: Bizden Haberler

 

SON SIR DA DÜŞTÜ

 

 

Kırılsın son nefes çıkmadan bir çengel gibi boğazımdan

Kurusun ve takılsın mermer soğukluğunda

Meçhul inleyişlerle tazelensin sabrımız

Bugün de sabahı görmek nasip olur mu bilmem lakin

Ağır aksak da olsa bitmeye yüz tutsun yaşadığımız

 

Her an yeniden başlayan bir perişanlık bu

Ne kadar sürer bilinmez bu ulvi temaşa

Galip gelmesin felek tufan temizlemesin. Şafakta

Biraz da olsa kalsın güneş, kararmasın mezarımız

Kaburgamızda bir ölüm canlanmasın. Yaşamalıyız.

 

Son fasıl dedik ağladık, arklardan gelip geçti tuzlu sel

Vefasızı hayal ettik, yine hüsran ezdi bizi

Varoş doğmuş bir aşkın çıkmaz sokaklarında yapayalnız

Rutubetlenmiş duvarlar gibi dökülüyordu gözlerimiz

Eşip saklamadık da kıtmir gibi bir yerlere huzuru

 

Zannederdik ki bedel ödemeden de üstümüzedir rahmet

Hangi ağır ıstırapla pişman olsak da fayda etmez şimdi

Çıldırtmayan kışı ne edelim, dizimize vurmayan yağmuru ki vursun

Ve anılsın ismimizden göveren zaman yangınları

Bulutlu bir kışın sağanak akşamında sırrımıza sarılalım

 

Gözlerimizi kanatsak da beş vakit çıkmaz kirleri

Cesaret de bulamadık gitmeye dair, nice fırsat küflendi

Kaç ağıt yuttu, hala işleyen bulanık bir girdap bu

Kanlı bir sükûn yani ansızın ısırır dilimi

Ve cereyana tutulmuş bir korku gibi titriyorum şimdi

 

 şehrengiz dergisi sayı:3

Ahmed Hamza ŞAHİNBEY


20/11/2009
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

BİZİM MAHALLE KURULDU

Kategori: Bizden Haberler

 

BİZİM MAHALLE

Edebiyat Sokağı NO:1

 

MAHALLE BASKISI

çok “ÖN” ceden “SÖZ”  verdik

 

Söyle Almuslu

Şu yeryüzünde kaybolmuşluğumuza dair

Alnımıza karalananları söyle

 

            Yaşadığımız memleketlerde yoksul ekmekler tüketilir ve masum bedenlerimizde fukara giysiler teşhir edilirdi. Emreden fakat emir dinlemeyen asi erkeklerin volta attığı caddelere açılırdı pencerelerimiz. Uzun namlulu sigaralarıyla selamını tıfıllardan dahi esirgemeyen geniş yürekli bu insanların ne menem belalara gark oldukları sebepli sebepsiz gülmeyen çehrelerine yansıyan en azılı özellikleriydi.

 

Cahillik pusuya yatmıştı

Uyandıramıyorduk ki uyanmasındı

 

            Bize de söylendiği üzre şeref için yaşayan bu haki topluluk vakti zamanında bir nur-i kalbe inen ilahi ilhamlardan gayrı kuralı da yeni lisan ile söylemek icap ederse yalnızca tınlamaktaydı. İstisnalar haricinde fazla da günahkâr sayılmayan bu muhteremler Cehennemde yıkanmanın faydalarını da ziyadesiyle bilmekteydi.

 

Sırtında gezindiğin bu yollar

Gözlerini ışıklandıran güneş

Sana neyi vermedi ki

Ellerini çektin bizden

 

Ve yahut

Okuma yazma bilmeyen Almuslu

Neyin destanını yazmak üzere

Astı kendini

 

            Kırmamak için yine de kimseyi her söylediklerinden işkillenir, yanlış sözleri ise öksürüğe boğardılar. Bir gün içlerinden birkaçı büyük sözler söylemeliyiz diyerek fethetmek için bütünlüğü yeni bir mahalle kurdular. Farklı olsundu her şey ve doğru alabildiğine.

 

Saçlarımız hep aynı dökülürdü ey insanlar

Sert bir gölgeye çarpar sendelerdik

Aldandığımız kadınlar her köşe başında

Et dilenirdi

Nerden bilebilirdik

Nerden!

 

            Sis yüklü kamyonlar o vakit geçerdi buralardan. Evleri korkutan esrarengiz yalan sinerken şehre, karanlık adamların seslerini bastırmak için daha fazla ve daha gür okurduk şiirleri. Alçak tavanlı, buğulu evlerde filizlenirdi son umudumuz…

 

Ve büyükçe bir çocuk

Yatağına yastıklardan bir gölge bırakıp

En dalgalı yerinden

Haykırırdı tövbelerini

Kentin en tenha sokağında

Halkına şiirler yazardı

 

Kim Bu Ahali

 

Ahmed Hamza ŞAHİNBEY

Buket KÖYTEPE

Sevda KARAKAYA

Beraat EĞMECİ

Seher ORTAÖNER

Behlül Kamil KARAHAN

Hale FİLİBELİ

Büşra Yeleğen

Bilal Atış

Ahmet Erdoğan

Abdulkadir AKDEMİR

 

 

(Paramız yetmedi kısa kestik isimleri. Ne güzel yazılar vardı oysa. Sayfa sayısı ihtar çekti bize. İlk baskı az oldu. Renkli oldu. İkinci baskı beyaz üzerine siyah olacak yine birinci sayı için. İki diyebilirsek ne mutlu bize)

 

Bizden Kısa Bir Kesit

 

Efendim, bizi sürçen dilimizle değil dualarımızla hatırlayın ve diyelim ki bir uçak yüksekten gazze semalarına bıraktığı ölüm ertesinde kalbimize şu sözler düşsün:

 

-hüzün

 

şarapnel parçalarıyla yeni evler kuracaklar, olacak gibi değil

ve çaylarını karıştıracaklar acıyla, bize biraz kin gerekli

zev/kin geçici olduğunu zalim sa/kin/leşince anlayacak, iş işten geçecek

ses verince gazeli çocuk, ağlayacak ebabiller daha büyük taşlar için Tanrı’ya

                                                            abdulkadir akdemir / değirmen dergisi

 

 

veya dua ederek nereye kadar deyip yanılacakken, dilimizden yalnızca şu sözler çıksın elde olmadan:

 

-hüsran

 

bu yorgun seher bizi ne kadar sürüklesin

gülümsemek isteyen daha çok mu beklesin

                                                           ahmed hamza şahinbey

 

hiç olmadık yerde ağıtlar yakılırken yenilgimize, bizlerin duymadığı ve çokça görmezden gelinen bu hazan tüm soğukluğuyla yüzümüze şavkıyor. belki biraz da bilmemenin şaşkınlığıyla söyleniyoruz:

 

-ve tahta kapı aralanır

 

ya Rab gaflet ağır oldu, umuttu

uyuduk, yazık ki uyandık. Bir sonu

muştu gibi bekleyerek her akşam

umuttu, uyuduk yazık ki her sabah

uyandık yaşamaya ölümü

                                                           behlül kamil karahan

 

Güneş batmadan doğmaz…

 

 

Bizim Mahalle

 

Adres: google’ a sırtınızı verin ve sağ şeritten yürümeye devam edin

www.bizim-yeni-mahalle.blogspot.com

İletişim: edebiyatdeposu(at)hotmail.com

 

 

Kardes ne diyon sen gari diyenler için

a.h.sahinbey(at)hotmail.com

Ahmed Hamza ŞAHİNBEY


13/11/2009
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
Sayfa Toplam:1
Önceki Sayfa | 1 |

Hakkımda

şiir yeniden...

Arkadaşlar

suskunadam
yurekyanginlari
mehmet toprak
mai siyah
vaktivisal
kun
Blogcu Yardım
nakkasiye
ERTUĞRUL DEMİR
yarenlice
filbahar
A.KADİR AKDEMİR
kaleminsahibine
esrariask
ibrahimozsoy