
ZATÜRREYE DÖNEBİLİR BU YAĞMUR
“ Güldüğünde bu kadar güzel olan başka kimse görmedim, Yoktu da zaten” I Yağmur yağdığı zaman gözlerine söz geçiremeyen insanlar vardır. Dalgınlığın derin hazzıyla sarılırlar pencerelere. Böyle zamanlarda bir çift dize yığılırdı aklıma. Der ki usulca ‘ Bağdat düşmüştü / Bir kadın pencerede yosun tutmuştu ‘ her tekrarında canım yanar serin yellerle gelen yağmura rağmen. Ama o yinede perdenin arkasında silik bir siluet gibi durmakta ısrar ederdi. Ben ise yeşilin çok yakışacağını düşündüğüm bu yağmurun altında kasvetli gökyüzüne aldırmadan perdenin arkasındakine dikkat kesilirdim. Oraya kendine ait koca bir dünya sığdıranı hayal etmeye çalışırdım uzun saatler boyu. Hayal meyal hatırlarım onu ki hayal gibiydi zaten. Olması gerektiği yerde ve zamanda görünürdü daima. Yağmurun sindiği bakışlarımla ıslatırdım güzel yüzünü. II “ Yüce yaratan için sevmek “ derdi biri. Ama kimdi? Yüzünde oluşan gölgeler ve harflerin üstünden silinen sesiyle miras bırakmıştı anlaşılan bu sözü bana. Belki o da emanetçisiydi bunun. İnsanın çocukken olduğu kadar çocuk olduğu zamanlar vardır. İşte böyle zamanlarda zihnimi dolduran sözlerden biriydi bu. Yağmurda ıslanmayı bu yüzden severim ve kirlerimi yolmayı sessizce. III Elime sıkıştırılan tembihi çok defa kendi kendime konuşurken yol üstünde düşürmüşlüğüm vardır. Daha fazla ıslanmak için attığım ağır ve küçük adımların arasında hani. Sabahın körü uyanmadan uykumuzdan çalınan saniyelerin ahına, inatla küçülen arsız ve ıslak adımlar. Herkes sağlıklı olursa hastalık nerede kalır ne yapar diyerek açardım bağrımı. Hoş gelirdi o da gitmek bilmeden. Alnımda tomurcuklanan damlalarla yetinir, kapayıp gözlerimi küçük küçük adımlar atardım. Sonra ne kadar koşsam da rüyamda, yatağın en ucunda bir avuç olur yatardım. Zatürreeye dönebilir diyen sözleri dinlerdim gözlerimin ardından. Uyumadığımı bilmeden açık açık konuşurlardı. Dinlerdim korku ile ben, neden korktuğumu bilmeden sessizce. IV O günlerden kalmaymış bu sevgi diyorum kendi kendime ve yine o günlerden kalma gözlerimle gördüğüm hayale bakıyorum. Ne güzel gülüyorsun diyesim geliyor. Yok olacağından korkuyor ve susuyorum. Ama güldüğünde bu kadar güzel olan başka kimse görmemiştim. V Benim yaşadığım yerde toprak hararetten derin derin çatlardı. İklimine sığdıramadığım tenimi sererdim yağmura, bardaktan boşanırcasına yağdığı zaman. Kaçırmaktan korktuğum namaz gibi kazasında aynı tadı alamayacak olmam ürkütürdü beni. Taş, toprak yağsa, çamur yağsa yine de isterdim. İhtimal odur ki yağan ne olursa olsun, meleklere dokunmak ümidiyle sızlanan için fark etmeyecektir. Damlalar düştükçe bu kuraklık da alıp başını gidecektir. İşte bu kocaman bir ümitti benim için. Oysa en çok ıslandığım zaman gitmişti. Hiç sormadan gitmişti. Gitme diyecektim, duyacaktı ve o yine de gidecekti. Zatürreeye dönecekti bu yağmur… Yankı edebiyat dergisi sayı:3 Ahmed Hamza ŞAHİNBEY
|